FRIENDS

22 Eyl

Friends

Günlerdir çırpınıyorum yazsam mı yazmasam mı diye. Sonunda dizinin cazibesi size de tavsiye etmem için zorladı beni. Yalnız baştan uyarayım, bu diziyle ilgili olumsuz bir yorum kabul etmiyorum.  \(ˋo ︠  #) (Ama benimki dizideki gibi olmadı, uğraştım halbuki) (Bu arada anlamı şu: Bu diziye dil uzatanları kınıyorum)

2002’de yayınlanmış, ilk Kore-Japon ortak yapımı olan 4 bölümcük bir dizicik. Kendi halinde, sempatik, masum, basit bir dizidir. Eğlenmek, gülmek, iyi vakit geçirmek vs için izlenmesi tavsiye edilir efem.

Dizi ortak yapım olduğu için, bir cümle Korece bir cümle Japonca şeklinde geçiyor. Ki iki dili de seven biri olarak çok mutluydum diziyi izlerken. Bir de kızın Korece öğrenme çabası var, ki bence bize örnek olması gereken bir çaba 🙂 Dizinin tek kusuru şu: Kız Korece konuşmaya çalışırken sanki kabız kalmış gibi ıkınarak konuşuyor, sesi kısılıyor. O kadar abartmalarına gerek yoktu. Ama o kadar tatlı bir şey ki, o yüzden benim gözüme çok da batmadı bu halleri.

Bir de Kore-Japon farkını da ortaya koyuyor. Sadece millet olarak değil aynı zamanda dizi yapımındaki farklılıklarını da. Yani kızın çevresini izlerken sanki bir Japon dizisi izliyormuşum havasında, oğlanın çevresini izlerken Kore dizisi izliyormuş gibi oluyorsunuz. İkisini beraber izlerken de melezin çekiciliğini anlıyorsun 🙂

Dizideki Koreli oyuncuların neredeyse hepsini tanıyordum ama Japonları tanıyamadım. Çok Japon dizisi izliyorsanız siz belki onları da tanırsınız. Diziye pek bir şey bilmeden başladığım için Koreli oyuncular çıktıkça “Aaa bu da mı oynuyormuş” şeklinde şaşıra şaşıra ilerledim.

Bana bu kadar tanıtım yeter de artar diyen Kore ve Japon dizisi severlere direk indirmek için link vereyim. İzledikten sonra yazının devamını okumak için beklediğimi ekleyerek…

 

Konu

Hong Kong gezisi sırasında Tomoko ve Ji-hoon tesadüfen tanışır ve arkadaş olurlar. Ya da kader yollarını kesiştirir… Bu kadarcık yazıyorum, sonrasını dizide izlersiniz.

Friend? Çingu? Tomodachi? Külahıma anlat ^^

 

Oyuncular

  • Won Bin: Ji-hoon rolünde. Yönetmen olmak isteyen Koreli bir öğrenci.

Won Bin adına güvenebilirsiniz, adamın yaptığı bir dizi/film de kötü çıkmadı şimdiye kadar. Yalnız muhtemelen çoğunuz Won Bin’in aşık hallerini hiç görmediniz, çok şey kaçırıyorsunuz, demedi demeyin 🙂 Ben önceden Autumn Tale’de onu aşık olarak izlemiştim, ikinci adam olmasına rağmen orada da çok tatlıydı. Bir de Won Bin’in askere gitmeden yani 2005 öncesi halini daha çok seviyorum (ve o saçlarını da), daha az karizmatik=daha tatlı 🙂

  • Fukada Kyoko: Tomoko rolünde. Tezgahtar olarak çalışan Japon kızımız. Sen ne kadar tatlı, şeker, kawaii ve ötesi bir şeysin. Yerim seni, kahküllerini, dudak büzüşünü. Ama kızı sevimli yapan en önemli etken tombiş suratı 🙂
  • Lee Dong-gun: Ji-hoon’un arkadaşı. Kendi çapınca şarkıcı olmuş özgür takılan biri. Engin Japonca bilgisi sayesinde Ji-hoon’a lojistik destek sağlıyor 🙂
  • Han Hye-jin: Arkadaşın kız kardeşi.  Bu kızcağız da ikinci kızı oynamasına rağmen kızamam ki ona ben. Jumong’un Sosono’su o çünkü. Kız oppalarına çocuk değilim ben diye kızarken onu çok iyi anlıyordum doğrusu, o yaşlarda size çocuk gibi davranılmasından daha sinir bozucu ne vardır ki.

 

Sevdiğim Bölümler

Şu blogda ne yazarsam yazayım şu bölümü yazmanın tatminini vermiyor 🙂 Özlemişim be.

  • Ji-hoon karakterini toptan sevdim. Adam oynamıyor mimikler oynuyor yav. Duyguyu anında hissediyorsun. Bu Won Bin niye artık böyle rollerde oynamıyor ühüüü.
  • Eller havaya! Aynı anda hem Ji-hoon hem Tomoko refleks olarak ürktü.

eller havaya

  • Acılı tabağı silip süpüren Japon ile acıya dayanamayan Koreli bir gün karşılaşır ve birbirlerine şaşırırlar.

acılı kimçi seven japon

  • Bunların anlaşmak için mutlaka bir yolunu bulmalarına bayıldım. Yeri geldi yarı Japonca yarı Korece azıcık da İngilizce. Yeri geldi beden dili (Kızın okey okey yapışına hastayım). Yeri geldi bir karın gurultusu yetti 🙂
  • Kızın Ji-hoon deyişi.
  • Birbirleriyle eşya değiş tokuş ettiler ya süper oldu. Şapka olayının getirilerinden bahsetmeyeceğim heheh. Ama diğer ayıcıklı “Wish Coming True” yazılı aksesuar da oğlana pek ilham oldu.
  • Tomoko’nun set ekibi için yaptığı yemeklere herkes güzel güzel deyip durdu. Ama en çok da Ji-hoon iştahlı yedi. Ekibe hayran kaldım yine de, büyük fedakarlık.
  • En sevdiğim yerlerden biri de şu sahne: Tomoko oğlana “Kıt akıllı adam, ama seni bu halinle seviyorum” der, Ji-hoon her zamanki şirinliğiyle aradan “ski” kelimesini cımbızla seçer ve “Sevmek? sevmek..” diyerek hemen üstüne alınır 🙂
  • Yağmur olmazsa olmaz. Olmaz yani. Yine düşündüm de yok olmaz. Islanmak şart.
  • Tomoko Japonya’da bir sınıfta Kore’yi anlatırken öğrencilerden gelen “Kore’nin erkekleri nasıldır acep?” sorusuna “Çok kibarlar ayrıca kaslı, güçlü,kuvvetlidirler. Hayalinizdeki erkekle Kore’de buluşabilirsiniz” mealinde bir cevap veriyor. He tabi, sokakta yürürken herkes senin gibi Won Bin’le karşılaşıyor sanki bacım.
  • Şu alttaki resmi de ben birleştirdim, bütün görgüsüzlüğümle açıklıyorum. Sağolsun mydestiny öğretiyor da Photoshop fobimizi aşabildik. Gören de ahım şahım bir şey yaptım sanacak 15 saniyelik işi var, ama ben çok mutluyum o ayrı. Bu arada resimler iki alakasız zamandan. Sol taraftaki kızın ne kadar sevimli olduğunun kanıtı, yav ağlıyorsun biraz çirkinleşebilirsin, ama yooook hep sevimli kalmalı. Sağda ise oğlanın ne kadar sevimli olduğunun kanıtı dememe bile gerek yok, zaten belli. Cama dayanmış oyun yapıyor kerata.

friends-cs3-şekerler

  • Saraydaki Mücevher’de sevdiğim bir replik vardır: “Elini tuttum sıcacıktı..” Ne bileyim dizinin en romantik yerlerinden biriydi sanki. Bu dizide de ona benzer bir şey vardı. Tomoko diyor ki: “Elini tuttuğumda titriyordu…” Hani olur ya, saatlerce konuşmak yerine tek bir an çok şey anlatır, öyle bir an işte. Zaten kalkıp kızın oralara kadar gitmesi bile yeterince takdire şayandı.
  • Ailelerden de bahsedeyim. Kore tarafı geleneksel aileydi, koruyucu anne ile askerliği yaptıktan sonra aile şirketinin başına geç modundaki baba. Japon tarafta ise boşanmış bir aile dolayısıyla yalnızca çalışan anne vardı. Onu da sevdim, kızı mutlu olsun diye ağzının içine bakıyordu.
  • Tomoko’nun koşuşunu sevdim. Ji-hoon filmde oynatmak için şansına ne hoş bir kızla karşılaştı. Bir de Ji-hoon’un koşuşunu da sevdim. Her şeyi de seviyorum canım, bu kadar da olmaz ki 🙂 Koşmak güzeldir.
  • Koreli’nin Japonca, Japon’un Korece konuştuğu sahneler gözlerden kaçmadı elbette.
Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: