COFFEE PRİNCE

22 Eyl

coffee-prince-poster-wallpaper-1

Birisi bana bir dil bildiğini söylediğinde ilk sorduğum şey: Hangi seviyede? Basic, intermediate, advanced. Senelerdir beynime kazımış olmalılar ki bu sınıflamayı çok seviyorum. Konumuzla ilgisine gelince.. Coffee Prince’i sonunda izlemeyi başararak artık Kore dizi ve filmleri dalında Basic level’i atlayarak İntermediate’a geçmiş bulunuyorum. Vatana millete hayırlı olsun.

En önemli şeyi en başta söyleyeceğim. Bu diziyi diğerleri gibi baştan savıp online izlemedim. Bölümleri indirdim ve iyi bir görüntü kalitesiyle keyfini çıkardım. Kore dizisi izlemek için benim 2 adresim vardır başından beri. İlki malum mysoju. Alışkanlık ilk oraya baktım, linkler çalışmıyordu. Sonra başını biraz youtube’dan izledim. Sonra akıllılık edip ikinci adresime gittim:silentregrets.com  Bu siteye bayılıyorum, harikalar gerçekten. İşte buradan indirebilirsiniz bu diziyi..

Yine MBC’den 17 bölümlük bir dizi. Dizimizin konusu malumunuz; zengin oğlanın (Han-kyul) sahte erkek arkadaşı rolünü üstlenen Eun-chan adındaki kız hakkında. Oğlan kahve dükkanı işletmeye başlayınca alacağı ilk erkek çalışan yine Eun-chan olacak. Zor durumda olan Eun-chan  para kazanmak için bir süre daha erkek rolüne devam etmeye karar veriyor.

Resimde soldan itibaren kuzen Choi Han Sung, onun kız arkadaşı Han Yoo Ju, esas oğlan Choi Han Kyul, esas kız? Go Eun-chan.

 

Karakterler:

Bunu en iyi tanımlayan cümleler dizinin içinde geçen bir videoda vardı aslında. Bu Eun-chan’ın kız kardeşinin internete gizlice verdiği Coffee Prince’in tanıtım videosu. Böylece karakter tanıtımı yapmama bile gerek kalmadı..

coffeeprince1

Soldan itibaren; esas oğlan Han-kyul, Bay Hong, esas kız Eun-chan, Ha-rim, Seon-ki, Min-yeop.

Harika, etkileyici patron Han-kyul, şirin çocuk Eun-chan (hiç kas görebiliyor musunuz? diye dalga geçmiş), waffle Seon-ki (göz kamaştırıcı, model olmalı), hayvan Min-yeop (kızın peşinden ayrılmadığı için kız ona her türlü hakareti ediyordu), kendini beğenmiş Ha-rim, her şeye canı sıkılan Mr Hong. Bu prenslerden kahve içmek ister misiniz?

 

2 şeyle başlamak istiyorum. Esas oğlan My Girl’deki Lee Dong Wook’tan daha iyi oynuyor, en azından LDW başlarda pek ısınamamış gibiydi ama Coffee Prince’in Gong Yoo’su çok başarılıydı. İkincisi; kimse My Girl’ün Lee Da Hae’si gibi ağlayamaz, bunu bir kere daha gördüm. Yoon Eun Hye kötü bir oyuncu değil kesinlikle. Gördüğüm en başarılı erkek tiplemesi ona ait. Eğlenceli de. Ama elinizi vicdanınıza götürüp söyleyin. My Girl kesinlikle daha eğlenceliydi. Ju Yoo-rin’in mimikleri, yalanları, şarkı söyleyişi bile o kadar harikaydı ki. Onu ağlarken izlemek insanı mahvediyordu. My Girl’de ara sıra ağladığımı bile hatırlıyorum. Ve hayır, henüz her şeye ağlayacak kadar yumuşamadım 🙂

Çok kötüleyerek başlamak istememiştim aslında. Çünkü diziyi sevdim sayılır. Eğlenceliydi. Ve bir övgü: Yan karakterlerin hepsini sevdiğim muhtemelen ilk dizi bu. Mesela başka dizide biri esas kızı/oğlanı sevecek olsa mutlaka çok gıcık biri oluyordu ve öldüresiye dövmemizi istetecek kadar saçma sapan davranırdı. Buradaysa hepsi çok şekerdi. İşte takıldığım noktalardan biri de bu. Her şey biraz fazla toz pembeydi. Bir Kore dizisinin böyle olmasını hiç beklemezdim. Üzüntüleri hep kısacık sürdü. Ben de kaşınıyorum galiba. Hem eğlenmek için izliyorum, hem de yeterince üzücü değildi diyorum..

 

En Sevdiğim 2 Yan Karakter:

  • Bay Hong: Dizinin en komik yerleri kahveleri yapan patronları Bay Hong’a ait, nedeni dehşet verici şekilde pis olması. Yere dondurmasını düşürüyor, sonra yerden alıp birkaç çer çöpü eliyle yere atıp yalamaya devam ediyor, hatta ayıklamayı unuttuğu bir taşı da tükürüyor. Tekrar tekrar izledim, her seferinde aynen içim kalktı 🙂 En iğrenç sahne şüphesiz yine bu adamla ilgiliydi. İlk önce ayağını bir bezle sildi, bir güzel parmaklarını falan ayıra ayıra, sonra ellerini, gövdesindeki terleri, koltuk altlarını, son olarak da yüzünü sildi. Yüzünü silince tam öff,olmaz ki diye söylenirken adam aynı bezle dişlerini sildi. Benim bittiğim an o an oldu. Ama ne kadar iğrenç olsa da en başarılı yan karakter buydu.
  • Eun-sea: İkinci sevdiğim yan karakter Eun-chan’ın kardeşi. Bu ikisi gerçek hayatta kardeş olabilirler mi diye düşündüm hep, o kadar çok benziyorlar ki birbirine. Niye bilmiyorum ama bu kızın rolü hoşuma gitti. Göz kapaklarını düşürerek alaycı alaycı gülümsemesi mi? Peşinde koşan erkeği kaprisleriyle çıldırtması mı? Eun-chan’ı göründüğünden çok sevmesi mi? Zeki olması ama bunu bayağı bir ziyan etmesi mi? Belki de hepsi.. “Just one kiss and it’s game over

 

confusion

Sevdiğim şeyler/bölümler:

  • Han-kyul’ün evi. Benim olmalı!
  • Eun-chan’ın kahküllerini üfleyişi
  • Kardeşi Eun-sae’un alaycı bakışları
  • Han-kyul’ün kucaklamak konusundaki enteresan ısrarı. Evet, bu açıklamayı hakkediyor. Adam kızları kucaklıyor, sonra da ne hissediyorum diye gözleri fıldır fıldır döndürerek düşünüyor. Birine aşık olup olmadığını anlamanın kestirme yolunu bulmuş. Sevdiğim bir diğer yer de Min-yeop’un salak salak her şeyi yanlış anlamasıydı. Han-kyul Eun-chan’ı kapıda sıkıştırmıştı, geçtirtmiyordu. Min-yeop geldi şöyle diyor: Patron, seni izledim. Gizlice Eun-chan’ı dikizliyorsun, ona hayatı zindan etmek için yer arıyorsun. Eun-chan’da sürekli sana bakıyor. E, tabi senden korkuyor.   Bunları duyunca ikisinin de yüzleri kızarmıştı, gerçek niyetlerinin ne olduğunu kendileri bildiği için. Bay Hong’da oradan Min-yeop’a kızmıştı. Salak, birbirini seven insanlar böyle birbirleriyle şakalaşırlar, diye.
  • Sonracııma, ikisi okyanusa gitmişlerdi de, koşarken suya doğru, Han-kyul geri geri gidip direk suya dalan Eun-chan’ı kandırmıştı. Şimdi böyle yazınca saçma geldi ama komikti izlerken. Okyanus sahneleri her zaman Kore dizilerinin en sevdiğim bölümleridir. Çünkü orada çok eğleniyorlar.
  • Han-keol’ün “Go Eun-chan, kovuldun” diye uzaktan kendi kendine konuşması da başarılı bir sahneydi bence.
  • Yaptıkları mini konser de güzeldi. I love coffeee, i love teaaa 🙂 i love the Java Jive and it loves me. Coffee and teaaa and the java and me. A cup, a cup, a cup, a cup
  • Bu nasıl bir his biliyor musun? Kalbimde bir ağrı, ağırlık.. Sanki göğsümün içi buzla doluymuş gibi.
  • Ve en breh breh breh sahnesi: Oğlan da olsan, uzaylı da olsan artık umursamıyorum.
  • Han-keol’ün telefonda (sallanarak- bu iyi düşünülmüş, komikti gerçekten) Eun-chan’a “Sarageyo” dedirtmeye çalışması.. Sonra da beni niye bu kadar uğraştırdın diye kızması.
  • Eun-chan’ı erkek köpekten bile kıskanması (Bu biraz dişi sinekten kıskanmak gibi oldu)
  • Çalışanların Eun-chan’ın telefonundan Han-kyul’a mesaj atıp, ne tepki verecek diye onu izlemeleri.
  • Veee..  “Evime gidelim. Rahat olur, DVD izleriz” … “Daha önceden bağırıp çağırıyordu. Şimdi ağzını bile kapatamıyor:)”  Muahhahahaha
  • Kahveye kapi diyişleri..
  • Şarkıları.. Hepsi güzeldi. “Is this the right place, right time?”

Öğrendiğim 2 yeni kelime:

  • Aygu: Buna bayıldım. Off, amaaann tarzı bir şey.Uzatarak söyleyince insan kendisini Korece’yi çok iyi biliyormuş gibi hissediyor.
  • Hyung: Abi demek. Dongsae gibi bir kelime vardı bu da kardeşim, erkeğin erkeğe dediği şeyler yani.
Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: