A MOMENT TO REMEMBER :))))))

22 Eyl

A_Moment_to_Remember

Filmin başında her şey o kadar pürüzsüz gidiyordu ki; ne bileyim, ufuk çizgisine doğru uzanan ipek kumaş gibi. Bunun doğru olamayacağını biliyorsunuz. Eninde sonunda biteceğini bile bile eliniz kumaşın üstünde yürümeye başlıyorsunuz. Ama şimdi ya da az sonra biteceğini daha kötüsü ipek kumaş yerine elinize kum, toprak (şanslıysanız), çamur (Kore filmlerinde böyle olur) geleceğini bilerek. İşte bu filmi izlerkenki duygu ve düşüncelerimi ancak bu kadar yazıya dökebiliyorum. Unutmadan, bu filmde ipeğin bittiği yerde kum vardı, biraz taşlı. Korkmayın. Lönk diye kanatmayacak elinizi. Ama elinizi sürttükçe inceden kanayacak. Bir bakmışsınız ki her yer kan olmuş. Olsun, sürtmeye devam.unutkan su-jin

Bir arkadaşım sayesinde -daha doğrusu- yüzünden izledim bu filmi. Ona önerdiğim kaç tane filmi izlememiş, inadına yapar gibi (muhtemelen inadına) izlemediğim bir Kore filmi izlemiş, yani bu filmi. Ben de onun filmin sonunu söylemek konusundaki ısrarlı tacizlerine dayanamayarak filmi hemen izlemek zorunda kaldım. Tabii, arkadaşıma filmin sonunu söylettirmedim ama esas kızın durumunu söyledi. (Neyse bu kadarla yırttığım için mutlu olmalıyım)

Benim de böyle bir huyum var. İzlediğim filmin, dizinin, okuduğum kitabın asla sonunu öğrenmek istemiyorum. Bazen bir filmin sonu o filmin her şeyidir. Öyle olmasa da genelde %50 önemi oluyor, geri kalan yarı da gidişattaki olayların önem yüzdesi. Ben böyle düşünüyorum, çoğunuz olur mu canım deseniz de. Hatta bazen o kadar abartıyorum ki, eğer filmin gidişatına dair ipucu verecekse keşke adını bile okumasaydım dediğim de oluyor. Bu filmde zaten esas kızın durumunu arkadaştan -zorla- duyduğum için (anca filmin ortasında filmin adını hatırlayarak:) ) “A Moment to Remember” adının ne anlama geleceğini anladım.

Ne yapayım şuursuz film izlemeyi seviyorum. Film izleyeceksem çoğunlukla konusunu bile okumam, çünkü onlar da gidişatı neredeyse sonuna kadar anlatırlar. E nasıl film izliyorsun, nasıl seçiyorsun? dediğinizi duyar gibiyim. Önerilerle. Ya arkadaşlarımdan duyuyorum çok güzeldi diye, ya da internetten bloglardan falan okuyorum. Şöyle ki, hani yazının en başında yazılır ya çok güzeldi, ağladım güldüm falan. Sadece oraları okuyup kalanını okumuyorum. Sonrasilentregrets.com’un yorumları bu açıdan iyi oluyor. Puanlamalara bakıyorum, yorum sayılarına bakıyorum, bir de oradaki yorumlarda sadece iyi, kötü diyorlar. Şu olay iyiydi, sonunda şu oldu diyene az rastlanıyor. Bir de sevdiğim yönetmen ve oyuncuların filmlerinden. Onları da şöyle seçiyorum. Yazıyorum filmleri, IMDb puanına bakıyorum 7.5’un üstü hep güzel çıkar. 8’in üstü garanti güzeldir. Puanı 5 falansa filmden uzak dur! Şimdiye kadar bu sistem beni hep mutlu etti. Pek hayal kırıklığına uğramadım. Beklentim filmin puanı kadar olunca sorun olmuyor 🙂

Bu filmin IMDb puanı 8.2’ydi. Yani iyi bence.

내 머리 속의 지우개

Yönetmen John H. Lee

Jung Woo-sung: Choi Chul-soo rolünde. Adamımız cool takılmayı seven, onu seviyoum, bunu seviyorum laflarını ağzından kerpetenle bile alamayacağınız biri (benden beter). Ben de bu bloga başlamadan önce sevmek kelimesinden nefret ederdim. Artık burada bol bol pratik yapıyorum 🙂

Kendisi inşaatta ustabaşı olarak çalışan bir marangoz olup, zeki biri olduğu için sınavlara girip başarılı bir mimar oluvermiştir.

Sohn Ye-jin: Kim Su-jin rolünde. Su-jin unutkan bir kız efenim. Zaten Sohn Ye-jin çok hoş bir bayan. Bu rolün bu kadar sevimli olması onun sayesinde olmuş.

Ben bu filmi izleyince korkmaya başladım yemin ederim. Ben de bu kızın başlardaki hali gibiyim. Beynimde bir silgi mi var bilemiyorum. Ama aynı o kız gibi başladı ve yavaş yavaş.. Amaan be, psikopat oldum bunlar yüzünden.     kalem kaybetme korkusu  Siz de kalemlerinizi kaybetmekten korktuğunuz için yedek kalem taşır mısınız?

Şunları söylemezsem olmaz:

  • Şu şarkıyla biraz uyanıp kendimize geliyoruz: La Paloma (Gabriella Ferri) 
  • Artık şu beyzbol işine ben de girmek istiyorum. Kore’de ne kadar yaygınmış bu tarz yerler.
  • “Bağışlamak bu kadar zor bir şey değil. Bu sadece kalbinde biraz yer açabilmektir. Büyükannem öyle söylemişti. Gerçek mimar, kalbinde bir ev inşa edebilendir. Oysa sen kalbindeki evin her yerini annene duyduğun nefrete vermişsin. Sen neredesin? Evin dışında kalmış, titriyorsun..”  demişti kız. “Bağışlamak, nefretine kalbinde sadece azıcık yer vermektir.”
  • “Kendine çok güveniyorsun, hayat zalim olabilir.”
  • “Seni ağlayan bebek! Anneni, babanı mı kaybettin. Yoksa ülkeni mi!”
  • “Ben senin için her şeyi hatırlayacağım.” (Bu sözü bir yerlerden hatırlıyorum)
  • Chul-soo, sonlara doğru o tıraş losyonunu sürünce, burnum sızladı.
  • Doktor’un Einstein’dan beter saçları beni benden aldı.
  • Ve o dükkan, ağlattı be ya. Burası cennet mi?

Şu tekerlemeyi ben de Korece olarak söyleyebilseydim:

Bahisleri görelim.

Bir köpek bile bir bakışta kazanabilir.

Chul-soo /Baba sigara parası kazanacak

Su-jin/ Anne ekmek parası kazanacak

Paranı çifte katla.

Şansının kaçıp gitmesine izin verme

Şansın senin ellerinde

Bir as çek.

Tavsiye ediyorum kesinlikle. Hem benim gibi melankolikler, hem de pollyanna’cılar için biçilmiş kaftan. Her kafada insanı memnun edecektir. İzleyin, izlettirin.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: